Bir dost tarafından merak edilmişim.
''Nasılsın? Uzun zamandır yazmıyorsun, bir sorun mu var diye merak ediyorum..''
İşte böyle bir şeyler yazmış yorum olarak.. Sonra da bunu paylaşma demiş. ''bir dost'' olarak paylaşıyorum yine de.. Yoksa nasıl cevaplarım..
''İyiyim'' diyerek her gün defalarca söylemek zorunda olduğumuz bir yalanı yineleyeyim; İyiyim ama nasıl iyilikse..
Keyfim yok, mutsuzum.. Dünya fazla kirletilmiş.. Çok fazla acı barındırıyor.. Çok fazla kötülük kol geziyor etrafta. Adalet yerlerde sürünüyor. Güçlü olan eziyor. Bazı insanların dünyaya geliş nedeni diğer canlılara eziyet etmek onları mutsuz kılmak olmalı.. Düşündükçe işin içinden çıkamıyorum. Kin ve nefret duyguları en korktuğum duygular olsa da içimde hissediyorum sıklıkla, ödüm kopuyor, insani yönüm paniklerde.. Bencillik sıradan insan davranışı olmuş. Sevgi, saygı, dostluk, dürüstlük sözcükleri anlamını yitirmiş. ..
Daha fazla uzatmak yersiz, elim varmıyor yazmak için.. İşte böyleyim beni merak eden sevgili dost. Sen ve senin gibiler iyi olun..Sizi kırmalarına, incitmelerine izin vermeyin diyeceğim ama en çok incinenler de sizin gibi duyarlı yürekler..
13 Mart 2012 Salı
27 Şubat 2012 Pazartesi
Victor'u kaybedeli bir yıl oldu!
Anadolu Dervişi Victor Ananias
Victor’u tanımak için bu sayfayı görün.
http://www.bugday.org/portal/index.php
O’nu tv’de bir belgeselde görmüştüm ilk kez. Kaz Dağları’nda küçük bir köyde toprak ve doğa adamı olarak yaşayan biriydi. Sıradan toprak insanlarından ayrılan yönü ise hiç tanımadığı insanların hayatlarına çabaları ile katkıda bulunmasıydı. Çevresiyle bütünleşmesine, doğaya ve insanlara verdiği değerin göstergesi olan yaşam tarzına hayran kalmıştım.
Victor Ananias’tan söz ediyorum. Belki adını duyan vardır ama yaptığı işleri bilen var mı ? Ya bu Anadolu'nun alçak gönüllü dervişinin artık aramızda olmadığını bilen var mı? Televizyon kanallarında ana haber bültenlerinde , hele hele magazin ağırlıklı programlarda söz edilmediğine göre, olduğunu sanmıyorum. Ben de bugün bir gazetenin hafta sonu ekinde tarımla ilgili sayfasında okudum ve çok üzüldüm..
Türkiye'de yaşarken, zaman zaman dünyayı dolaşıyor, köyüne dönüp nasıl daha yaşanılası bir dünya oluşturabileceğimiz konusunda kafa yoruyor ve insanlara yol gösteriyordu bu genç adam.
Genetiği bozulmuş gıdalara karşı uzun yıllar mücadele etmiş. Yıllardır çıkarttığı Buğday dergisiyle, yaptığı aktivitelerle ve çeşitli dernek oluşumlarıyla organik tarımın ne kadar önemli olduğunu anlatmaya çalışmış. Organik tarımı bıkıp usanmadan üretene, tüketene anlatmış. Organik ürünlerin insanlara ulaşması için gece gündüz çalışmış.
Yaşamını araştırınca şu satırlar çıktı karşıma:
''O bir Dünya vatandaşıydı
Ege'nin küçük bir köyünde erdemli bir yaşamın peşine düştü. Hayatını bu ideali yaymaya adadı. İlk mesleği aşçılık oldu. Yemekteki izlerin peşine düşerek dünyayı dolaştı. Ama ayakları onu hep Anadolu'ya götürdü. Ege'nin yeşil ve verimli toprakları Victor Ananias'a farklı bir sır fısıldıyordu. Victor bu sırrın peşinde koştu. Nereye giderse gitsin Anadolu'ya geri dönüyordu.
Hayatı boyunca organik tarımın insanlara ve topluma faydalarını anlattı. Çalışmaları, Buğday Derneği ile sınırlı kalmadı. Çok çeşitli dernekler kurarak tüketiciye organik ürünleri sundu.''
Victor gibi insanlar bu dünya için çok lazım. Ne yazık ki onu çok erken kaybettik. Toprak ve gönül insanı Victor, huzur içinde uyu!
25 Şubat 2012 Cumartesi
Sanatçı: Jack Vettriano 1951 | Scotland
15 Şubat 2012 Çarşamba
Dünyanın en etkileyici yapıları
Chambord Şatosu “Chateau de Chambord”
Fransa kralı François için av yaptığı zamanlarda kullanması amacıyla inşa edilmiş. Şatonun yapımı ve tasarımı ile ilgili bir çok iddalar var. Su kenarında ve muhteşem çimlerle kaplı yeşil bahçesiyle şato daha sonra kraliyet evi olarak da kullanılmıştır.
Craigdarroch kalesi
Craigdarroch kalesi, İngilterede, Viktorya zamanı, varlıklı kömür baronu Robert Dunsmuir’in hanımı için bir aile evi olarak 1890lar’da inşa edilmiş. Yeşillikler içinde yüksek çatısı ve bacaları tam bir aile yaşantısı sürülecek bir ev diyebiliriz.
Matsumoto Castle
Matsumoto kalesi, Japonya’nın, Nagano bölgesinde, Matsumoto şehrinin tarihi kalelerinden biridir. Kalenin büyük kısmının, 1593 ile 1594 arasında tamamlandığı düşünülür. Kalenin siyah duvarları ve yayan kanatlarından dolayı karga kaleside denmektedir. Bir flatland mimarisinin örneğidir. Tam bir japon klasiği diyebiliriz. Sadece rüyalarınızda görebileceğiniz kadar muhteşem.
Moritzburg kalesi
Moritzburg kalesi, küçük Moritzburg Dresden şehrinde 1542 yılında inşa edilmiş barok tarzı bir Alman kalesidir. Saxon’un Dük Moritzi için av binası olarak 1546 kullanılmış. Şato görünümlü bina göl kenarında doğa ile iç içedir. Şato etrafında küçük dinlenme ve müştemilak evleri bulunmaktadır.
San Lorenzo Manastırı
Escorial dağının ayağında olan San Lorenzo manastırın inşaat öncesi yerini İspanya Kralı 2. Philip tarafından seçilmiş. İspanyanın savaşta elde ettiği zaferlerden biri olan 1557 Aziz Quentin’in muharebesi zaferini anmak için bu görkemli muhteşem bina yapılmış. Bina inşaatı ilk köşe taşı 23 Nisan 1563′de konmuş. Tasarım ve inşaası Juan Bautista de Toledo tarafından başladı. 1667′de Toledo’nın olümünden sonra bina inşaatına Toledonun çırağı Juan de Herrere tarafından devam edilerek 1584 tamamlanmış. Bu muhteşem yapının toplam inşaat süresi 21 yıl sürmüş.
Kaynak Sayfa
Fransa kralı François için av yaptığı zamanlarda kullanması amacıyla inşa edilmiş. Şatonun yapımı ve tasarımı ile ilgili bir çok iddalar var. Su kenarında ve muhteşem çimlerle kaplı yeşil bahçesiyle şato daha sonra kraliyet evi olarak da kullanılmıştır.
Craigdarroch kalesi
Craigdarroch kalesi, İngilterede, Viktorya zamanı, varlıklı kömür baronu Robert Dunsmuir’in hanımı için bir aile evi olarak 1890lar’da inşa edilmiş. Yeşillikler içinde yüksek çatısı ve bacaları tam bir aile yaşantısı sürülecek bir ev diyebiliriz.
Matsumoto Castle
Matsumoto kalesi, Japonya’nın, Nagano bölgesinde, Matsumoto şehrinin tarihi kalelerinden biridir. Kalenin büyük kısmının, 1593 ile 1594 arasında tamamlandığı düşünülür. Kalenin siyah duvarları ve yayan kanatlarından dolayı karga kaleside denmektedir. Bir flatland mimarisinin örneğidir. Tam bir japon klasiği diyebiliriz. Sadece rüyalarınızda görebileceğiniz kadar muhteşem.
Moritzburg kalesi
Moritzburg kalesi, küçük Moritzburg Dresden şehrinde 1542 yılında inşa edilmiş barok tarzı bir Alman kalesidir. Saxon’un Dük Moritzi için av binası olarak 1546 kullanılmış. Şato görünümlü bina göl kenarında doğa ile iç içedir. Şato etrafında küçük dinlenme ve müştemilak evleri bulunmaktadır.
San Lorenzo Manastırı
Escorial dağının ayağında olan San Lorenzo manastırın inşaat öncesi yerini İspanya Kralı 2. Philip tarafından seçilmiş. İspanyanın savaşta elde ettiği zaferlerden biri olan 1557 Aziz Quentin’in muharebesi zaferini anmak için bu görkemli muhteşem bina yapılmış. Bina inşaatı ilk köşe taşı 23 Nisan 1563′de konmuş. Tasarım ve inşaası Juan Bautista de Toledo tarafından başladı. 1667′de Toledo’nın olümünden sonra bina inşaatına Toledonun çırağı Juan de Herrere tarafından devam edilerek 1584 tamamlanmış. Bu muhteşem yapının toplam inşaat süresi 21 yıl sürmüş.
Kaynak Sayfa
11 Şubat 2012 Cumartesi
8 Şubat 2012 Çarşamba
Bilim kurgu
2300 'lü yıllar. Dünya bir nükleer savaştan çıkmış, canlı türlerinin büyük bölümü yok olmuş. Yaşam alanları harabolmuş, pek çok yer yaşanamayacak hale gelmiş....
Ya da, savaş falan olmamış ama dünyanın dengesi öyle bir bozulmuş ki, yaşam formları alt üst olmuş. Enerji krizi, çıkar çatışmaları vs derken yerleşim yerleri tamamen deforme olup, dünyamız güçlülerin sözünün geçtiği, zayıfın ezildiği, yok olduğu, yasaların hiçe sayıldığı vahşi ve korunmasız bir yere dönüşmüş. Her türlü saldırı, suç, kanunsuzluk hüküm sürmekte..
Eğer bilimkurgu türünde bir kitap ya da film senaryosu yazıyor olsaydık bu ürkütücü durumları anlatan tümceler uzayıp giderdi..
Bir de şu resimlere göz atarsanız çok daha fazla etkileneceğinizden emin olabilirsiniz.
Ya da, savaş falan olmamış ama dünyanın dengesi öyle bir bozulmuş ki, yaşam formları alt üst olmuş. Enerji krizi, çıkar çatışmaları vs derken yerleşim yerleri tamamen deforme olup, dünyamız güçlülerin sözünün geçtiği, zayıfın ezildiği, yok olduğu, yasaların hiçe sayıldığı vahşi ve korunmasız bir yere dönüşmüş. Her türlü saldırı, suç, kanunsuzluk hüküm sürmekte..
Eğer bilimkurgu türünde bir kitap ya da film senaryosu yazıyor olsaydık bu ürkütücü durumları anlatan tümceler uzayıp giderdi..
Bir de şu resimlere göz atarsanız çok daha fazla etkileneceğinizden emin olabilirsiniz.
4 Şubat 2012 Cumartesi
Sanatçı: Jack Tia Kee Woon (Suluboya Ressamı)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)














































