10 Aralık 2010 Cuma

HAYVAN BARINAKLARINDA VAHŞET

İnsanoğlunun  acımasızlığı sınır tanımıyor. Tekirdağ Sokak Hayvanları Barınağı'nda  paslı  aletlerle  ve son  derece uygunsuz koşullarda yapılan  kısırlaştırma ameliyatları   sonucu  enfeksiyon  kapan  zavallı  hayvanlar acılar  içinde kıvranarak  ölüyorlar. Bu durumun  başka  illerde  de  olduğu  anlatıldı  tv  haberlerinde. Kendilerini  savunamayan  bu hayvanlara  bunca acı  çektirip böyle  bir  son  hazırlamak nasıl  bir insanlık  ayıbıdır? Aldığınız  eğitim,  kazandığınız  para  zehir  zıkkım  olsun. Buna  meydan  veren  tüm sorumlulara  da  lanet  olsun.

28 Kasım 2010 Pazar

Kaddafi'den Erdoğan'a Ödül

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 3. AB-Afrika Zirvesi'ne onur konuğu olarak katılmak üzere dün Libya'ya  gitti. Erdoğan burada ''Kaddafi İnsan Hakları Ödülü"nü de alacak.  Zirvenin  de  onur  konuğuymuş.
 Nasıl  da  yakışmışlar


 Bu  akşam(29 Kasım akşamı) Kaddafi İnsan Hakları Ödülü Uluslararası Komitesi Başkanı ve Cezayir Eski Cumhurbaşkanı Ahmed Ben Bela ve diğer davetlilerin de katılımıyla bir tören düzenlenecek.

Darbeci  bir  diktatörden İnsan Hakları Ödülü  almak  ne  kadar  onur  verici  değil  mi? Daha  önce  de  Erbakan'ın Libya  maceraları  olmuştu. Kaddafi  tarafından  azarlanma onuruna  erişmişti Erbakan. Türk  ulusu  olarak  bunları  gördük  biz.  Ne  var  ki  balık  hafızalıyız.  Ne  diyelim, hak  ettiğimiz  yöneticileri  buluyoruz işte..

13 Kasım 2010 Cumartesi

Montaigne' den Seçmeler


Bence insan ne oldugunu bilmekte dikkatli olmalı;iyi tarafınıda kötü tarafınıda aynı titizlikle ortaya çıkarmalıdır.

Kendini olduğundan az göstermek,tevazu değil, budalalıktır; kendine değerinden az paha biçmek korkaklıktır, pısırıklıktır.Kendini olduğundan fazla göstermek de, çok defa gurudan degil budalalıktandır.

Bence bu kendini beğenme illetinin esası, kendindan pek fazla hoşlanmak,kendi kendine hayasızca aşık olmaktır.Bunun en iyi devası kendinden söz etmeyi yasaklayan ve böylece bizi kendimiz üzerinde düşünmekten büsbütün alıkoyanların dediklerinin tam tersini yapmaktır.

Gurur insanın düşüncesindedir; söze dökülen onun pek küçük bir parçasıdır.

Bu adamlar öyle sanıyorlar ki insanın kendi üzerinde durması,kendinden hoşlanması,hep kendisiyle uğraşması kendine fazla düşkün olması demektir. Oysaki aşırı benciller, kendilerini pek üstün körü bilenler, kendilerinden önce işlerine bakanlardır. Onlara göre kendi kendisiyle baş başa kalmak, sırt üstü yatıp vakit öldürmektir. Ruhunu zenginleştirmeye, kendini adam etmeye çalışmak boş hayaller kurmaktır. Sanki kendimiz bizden ayrı, bize yabancı birisiymişiz gibi.

Kendinden aşağıya bakıpta kendi kafasına hayran olan adam, kendinden yukarıya, geçmiş yüzyıllara gözlerini kaldırsın; o zaman yüzlerce devin ayakları altında kalacak ve burnu kırılacaktır.

İnsan kendindeki eksik ve cılız değerleri, üstelik insan hayatının hiçliğini hesaba katarak düşünecek olursa, hiçbir değeriyle övünmeye kalkışmaz.

12 Ekim 2010 Salı

Lanet Olsun Size !



İnsana ya da hayvana yapılmış, farketmez. İşkencecinin  hedefi  hangi  canlı olursa  olsun,  yapanlara lanet olsun!

İZMİR Bornova'da, 4 üniversitelinin , bir büfecinin baktığı sokak kedisini tekmeleyerek öldürmesi, güvenlik kamerasınca kaydedilmiş , hayvanseverler olaya büyük tepki göstermişler.

Bir  de köpekleri  varmış  bu canavarların. Böylesine  şiddete eğilimli  pislikler  o zavallı  köpeği de  dövüştürüyorlardır. 

Allah  belanızı versin! Başka  sözüm  yok.

3 Ekim 2010 Pazar

Bu Acımasızlık Niye?

İnsanlar  neden  sırf  önyargılarına dayanarak  acımasızca başkalarını  eleştirip  incitirler?

Tanımadıkları, yaşantısını  bilmedikleri kişiler  hakkında ''ben  sezgilerime  güvenirim  ve  hiç  yanılmam, galiba sen  şöyle  birisin'' tarzında  bir söz  işittim  bu  gün.  Kendi  içinde  bile,  çelişkili,  tutarsız  bir  söz. Hiç  yanılmazmış  ama  galiba  diye  de  ekliyor. Bu  söz  benim  yıllardır  tanıdığım,  insanlığına  da dürüstlüğüne  de  söz  söylenmemesi  gereken  birine sarfedildi.  Olayın  ayrıntılarını  anlatmadan  anlamanız  olanaksız  ama konunun  özü  bu.;

Bir  etkinlikte birbirleri ile  ilk  kez  karşılaşmış  insanlardan  biri, benim  tanıdığım, gerçekten üstün  özelliklere  sahip,  kültürlü  ve  özverili  arkadaşımı  eleştiriyor,  bunu yaparken  de  sezgilerine dayalı  olarak bu  teşhisi  koyduğunu  söylüyordu. Ama o  çok  güvendiği  sezgileri,  durumun onun  algıladığı  gibi  olmadığını  gösteremeyen  beş  para  etmez  sezgilerdi. Arkadaşım  her  zamanki  olgunluğu  ile  ama  incinmiş  olarak ona   yanıldığını, hiç  tanımadığı  insanlar  hakkında  önyargılı  olmanın  yanlışlığını  söyledi. Diğeri  hala  ''ben  yanılmam,  öyle  hissediyorum''  diyordu.

Be  öküz  kadın, hangi  verilere  dayanarak,  tanımadığın insanlar  hakkında fikir  yürütüyorsun? '' Ben  öyle  olduğunu  hissettim''  demekle olur  mu? Sen  kim  oluyorsun da  sırf  hislerine  göre  bilir kişilik  yapıyorsun? Bana  öyle  geldi  ki, çağdaş  görünümlü  arkadaşımı kendi  ölçütlerine  göre  değerlendirip  böylesine basit  bir  düşünce  tarzı  ile  üzmeye  çalışıyordu  çok  bilmiş  türbanlı  kadın. Her  türban  takanın  böyle  düşündüğünü  ve  yaptığını  söyleyemem  ama bu  kadın  gibiler  de  var  maalesef.




.

2 Ekim 2010 Cumartesi

Dünya Yalnız Biz İnsanlara Ait Değil!

''Hayvanları Koruma Yasası olarak bilinen 5199 sayılı kanunun, acilen değişmesini istiyoruz. Hayvana yapılan şiddetin, işkencenin, idari para cezası karşılığı geçiştirilmesini istemiyoruz! Hayvanlara karşı işlenen tüm haksız fiillerin, "ceza hukuku kapsamına alınmasını", şiddet uygulayan suçluların, mahkemelerde yargılanarak gerekli cezaları almalarını istiyoruz.

Toplumdaki en zayıf halkaya yönelttiğimiz şiddet, aslında hepimize yöneltilmiştir.

Gözlerimizi kapayarak, "Önce insan hakları" diyerek bu sorumluluğumuzu üzerimizden atamayız. Çünkü hayvana işkence, aynı zamanda bir insan hakları ve etik sorunudur.

Soruyoruz: Onların hakkını savunacak mekanizmalar çalışmadığı sürece, Türkiye uygarlık düzeyine
ulaşabilecek mi?''


Bu  paragraflar Haytap  Hayvan Hakları Federasyonu Web sayfasından  alıntıdır. Başka söze  gerek  var  mı?