12 Ekim 2010 Salı
Lanet Olsun Size !
İnsana ya da hayvana yapılmış, farketmez. İşkencecinin hedefi hangi canlı olursa olsun, yapanlara lanet olsun!
İZMİR Bornova'da, 4 üniversitelinin , bir büfecinin baktığı sokak kedisini tekmeleyerek öldürmesi, güvenlik kamerasınca kaydedilmiş , hayvanseverler olaya büyük tepki göstermişler.
Bir de köpekleri varmış bu canavarların. Böylesine şiddete eğilimli pislikler o zavallı köpeği de dövüştürüyorlardır.
Allah belanızı versin! Başka sözüm yok.
3 Ekim 2010 Pazar
Bu Acımasızlık Niye?
İnsanlar neden sırf önyargılarına dayanarak acımasızca başkalarını eleştirip incitirler?
Tanımadıkları, yaşantısını bilmedikleri kişiler hakkında ''ben sezgilerime güvenirim ve hiç yanılmam, galiba sen şöyle birisin'' tarzında bir söz işittim bu gün. Kendi içinde bile, çelişkili, tutarsız bir söz. Hiç yanılmazmış ama galiba diye de ekliyor. Bu söz benim yıllardır tanıdığım, insanlığına da dürüstlüğüne de söz söylenmemesi gereken birine sarfedildi. Olayın ayrıntılarını anlatmadan anlamanız olanaksız ama konunun özü bu.;
Bir etkinlikte birbirleri ile ilk kez karşılaşmış insanlardan biri, benim tanıdığım, gerçekten üstün özelliklere sahip, kültürlü ve özverili arkadaşımı eleştiriyor, bunu yaparken de sezgilerine dayalı olarak bu teşhisi koyduğunu söylüyordu. Ama o çok güvendiği sezgileri, durumun onun algıladığı gibi olmadığını gösteremeyen beş para etmez sezgilerdi. Arkadaşım her zamanki olgunluğu ile ama incinmiş olarak ona yanıldığını, hiç tanımadığı insanlar hakkında önyargılı olmanın yanlışlığını söyledi. Diğeri hala ''ben yanılmam, öyle hissediyorum'' diyordu.
Be öküz kadın, hangi verilere dayanarak, tanımadığın insanlar hakkında fikir yürütüyorsun? '' Ben öyle olduğunu hissettim'' demekle olur mu? Sen kim oluyorsun da sırf hislerine göre bilir kişilik yapıyorsun? Bana öyle geldi ki, çağdaş görünümlü arkadaşımı kendi ölçütlerine göre değerlendirip böylesine basit bir düşünce tarzı ile üzmeye çalışıyordu çok bilmiş türbanlı kadın. Her türban takanın böyle düşündüğünü ve yaptığını söyleyemem ama bu kadın gibiler de var maalesef.
.
Tanımadıkları, yaşantısını bilmedikleri kişiler hakkında ''ben sezgilerime güvenirim ve hiç yanılmam, galiba sen şöyle birisin'' tarzında bir söz işittim bu gün. Kendi içinde bile, çelişkili, tutarsız bir söz. Hiç yanılmazmış ama galiba diye de ekliyor. Bu söz benim yıllardır tanıdığım, insanlığına da dürüstlüğüne de söz söylenmemesi gereken birine sarfedildi. Olayın ayrıntılarını anlatmadan anlamanız olanaksız ama konunun özü bu.;
Bir etkinlikte birbirleri ile ilk kez karşılaşmış insanlardan biri, benim tanıdığım, gerçekten üstün özelliklere sahip, kültürlü ve özverili arkadaşımı eleştiriyor, bunu yaparken de sezgilerine dayalı olarak bu teşhisi koyduğunu söylüyordu. Ama o çok güvendiği sezgileri, durumun onun algıladığı gibi olmadığını gösteremeyen beş para etmez sezgilerdi. Arkadaşım her zamanki olgunluğu ile ama incinmiş olarak ona yanıldığını, hiç tanımadığı insanlar hakkında önyargılı olmanın yanlışlığını söyledi. Diğeri hala ''ben yanılmam, öyle hissediyorum'' diyordu.
Be öküz kadın, hangi verilere dayanarak, tanımadığın insanlar hakkında fikir yürütüyorsun? '' Ben öyle olduğunu hissettim'' demekle olur mu? Sen kim oluyorsun da sırf hislerine göre bilir kişilik yapıyorsun? Bana öyle geldi ki, çağdaş görünümlü arkadaşımı kendi ölçütlerine göre değerlendirip böylesine basit bir düşünce tarzı ile üzmeye çalışıyordu çok bilmiş türbanlı kadın. Her türban takanın böyle düşündüğünü ve yaptığını söyleyemem ama bu kadın gibiler de var maalesef.
.
2 Ekim 2010 Cumartesi
Dünya Yalnız Biz İnsanlara Ait Değil!
''Hayvanları Koruma Yasası olarak bilinen 5199 sayılı kanunun, acilen değişmesini istiyoruz. Hayvana yapılan şiddetin, işkencenin, idari para cezası karşılığı geçiştirilmesini istemiyoruz! Hayvanlara karşı işlenen tüm haksız fiillerin, "ceza hukuku kapsamına alınmasını", şiddet uygulayan suçluların, mahkemelerde yargılanarak gerekli cezaları almalarını istiyoruz.
Toplumdaki en zayıf halkaya yönelttiğimiz şiddet, aslında hepimize yöneltilmiştir.
Gözlerimizi kapayarak, "Önce insan hakları" diyerek bu sorumluluğumuzu üzerimizden atamayız. Çünkü hayvana işkence, aynı zamanda bir insan hakları ve etik sorunudur.
Soruyoruz: Onların hakkını savunacak mekanizmalar çalışmadığı sürece, Türkiye uygarlık düzeyine
ulaşabilecek mi?''
Bu paragraflar Haytap Hayvan Hakları Federasyonu Web sayfasından alıntıdır. Başka söze gerek var mı?
Toplumdaki en zayıf halkaya yönelttiğimiz şiddet, aslında hepimize yöneltilmiştir.
Gözlerimizi kapayarak, "Önce insan hakları" diyerek bu sorumluluğumuzu üzerimizden atamayız. Çünkü hayvana işkence, aynı zamanda bir insan hakları ve etik sorunudur.
Soruyoruz: Onların hakkını savunacak mekanizmalar çalışmadığı sürece, Türkiye uygarlık düzeyine
ulaşabilecek mi?''
Bu paragraflar Haytap Hayvan Hakları Federasyonu Web sayfasından alıntıdır. Başka söze gerek var mı?
16 Eylül 2010 Perşembe
Nalet Suratlı Yaşlı Kadın
Ne yazık ki terbiyeli ve saygılı insanların değeri bilinmiyor.
Pazarda rastladım onlara. Genç olanı, alışveriş arabasını hareket ettirince yaşlı olan öfke ile döndü ve çemkirdi. Oysa çarpma hatta dokunma bile olmamıştı. Yaşlı kadın ''Dikkat etsene bana çarpıyordun, önüne bak!'' diye azarladı kadını.
Genç olan:
- Dikkat ediyorum, size dokunmadım bile, yine de özür dilerim.
dedi.
Diğeri böyle kibarca karşılık verilmesine daha da kabalaşarak yanıt verdi
- Uzatma ! Dikkat ediyormuş, hıh! Konuşuyor bir de,
ben yaşlı bir insanım, düşerim müşerim, diye söylenmeye devam etti.
Genç kadın:
-Allah korusun, ama ben zaten dikkat ediyorum, çarpmadım ki,
deyince, yine azarlandı.:
-Uzatma dedim sana!
diyerek suratını iyice nalet bir şekle soktu ve gözlerim o an genç kadının yüzüne takıldı. Öyle incinerek bakıyordu ki, gözleri dolu dolu oldu, yutkundu ve bir şey söylemeden uzaklaştı. Belli ki günü zehir olmuştu. Benim de o an içim cız etti. Zarar vermediği halde özür dileyen, yaşlı cadıyı rahatlatmaya çalışan, içtenlikle ''Allah korusun'' diyen bu insan bu şekilde azarlanmayı hiç hak etmemişti.
Eğer o yaşlı kadının karşısında ''Ne konuşup duruyorsun bunak!'' diyen terbiyesiz biri olsaydı o kadından o davranışları görmezdi ama yine de doğru olanı yaptı. kutluyorum kendisini. Diğerine gelince, nefretle kınıyorum böyle insanları, hangi yaşta olurlarsa olsunlar.
Pazarda rastladım onlara. Genç olanı, alışveriş arabasını hareket ettirince yaşlı olan öfke ile döndü ve çemkirdi. Oysa çarpma hatta dokunma bile olmamıştı. Yaşlı kadın ''Dikkat etsene bana çarpıyordun, önüne bak!'' diye azarladı kadını.
Genç olan:
- Dikkat ediyorum, size dokunmadım bile, yine de özür dilerim.
dedi.
Diğeri böyle kibarca karşılık verilmesine daha da kabalaşarak yanıt verdi
- Uzatma ! Dikkat ediyormuş, hıh! Konuşuyor bir de,
ben yaşlı bir insanım, düşerim müşerim, diye söylenmeye devam etti.
Genç kadın:
-Allah korusun, ama ben zaten dikkat ediyorum, çarpmadım ki,
deyince, yine azarlandı.:
-Uzatma dedim sana!
diyerek suratını iyice nalet bir şekle soktu ve gözlerim o an genç kadının yüzüne takıldı. Öyle incinerek bakıyordu ki, gözleri dolu dolu oldu, yutkundu ve bir şey söylemeden uzaklaştı. Belli ki günü zehir olmuştu. Benim de o an içim cız etti. Zarar vermediği halde özür dileyen, yaşlı cadıyı rahatlatmaya çalışan, içtenlikle ''Allah korusun'' diyen bu insan bu şekilde azarlanmayı hiç hak etmemişti.
Eğer o yaşlı kadının karşısında ''Ne konuşup duruyorsun bunak!'' diyen terbiyesiz biri olsaydı o kadından o davranışları görmezdi ama yine de doğru olanı yaptı. kutluyorum kendisini. Diğerine gelince, nefretle kınıyorum böyle insanları, hangi yaşta olurlarsa olsunlar.
13 Eylül 2010 Pazartesi
Ülkem Nereye?
Bir zamanlar, halk seçtiğini bir kalkanın üstüne oturtarak havaya kaldırır ve kral diye selamlardı. Ve neden ‘kralların sayısız gözleri, milyon tane kulağı, upuzun elleri ve pek hızlı ayakları’ olduğu söylenir? Hep Argos’a, Gerien’e, Midas’a ve ozanların övdüğü daha başkalarına benzedikleri için mi? Hiç de değil, bu söz devletin iyiliği için gözlerini, kulaklarını, olanaklarını, yetkilerini krala ödünç vermiş olan bütün halktan ötürü söylenmiştir.
Bir ülkede dalkavukluğun sağladığı çıkar,
dürüstlüğün sağladığı çıkardan daha verimli olursa o ülke batar.
(MONTESQUİEU)
Halk kralı yüzüstü bırakıversin, hemen yere devrilir; eskiden kulağı ve gözü pek üstün görünürken, güçlü olabilecek en iyi durumda bulunurken, böyle görkem içinde yüzerken, bir anda kötüler ve pek zebun düşer.”
Stephanos Junios Brutos
Bir ülkede dalkavukluğun sağladığı çıkar,
dürüstlüğün sağladığı çıkardan daha verimli olursa o ülke batar.
(MONTESQUİEU)
7 Eylül 2010 Salı
Asalaklar
Kendine ve başkalarına saygısız pis asalaklar. Sayı olarak çok da az değilsiniz ne yazık ki. Bir bardak çay, bir sigara için bile şaklabanlık yaparsınız. Sizi yedirip içirecek insanların yanından ayrılmazsınız ama nedense eliniz hiç cebinize gitmez. Siz ödemek ister gibi yapıncaya dek görgülü insanlar çoktan öder hesabı. Üstelik böyle olunca, gözlerinizdeki parlamayı saklayamazsınız bile.
Ne yapar eder kendinizi davet ettirirsiniz. Yer içersiniz de aklınıza ''ben de beklerim'' demek gelmez. Balkonunuzda kahvaltı ederken size selam veren bir tanıdığınıza ''buyrun birlikte kahvaltı yapalım'' diyecek inceliğiniz yoktur sizin. İncelik bir yana, ödünüz kopar gelir de bir fincan çayınızı içer diye ama siz böyle bir daveti hiç geri çevirmezsiniz. İhtiyacınız olsa bu kadar batmazdı asalakça davranışlarınız. Gerçi onurlu insan ihtiyacı olsa bile yapamaz sizin yaptıklarınızı. Öylesine sıkıldım ki bu tür davranışlarınızdan, sizleri yakınımda görmek istemiyorum. Sizleri yedirip içirmektense sokaktaki hayvanları doyururum. Öylesine içten ve minnetle bakıyorlar ki gözlerimin içine. Üstelik tok oldukları zaman yemiyorlar bile.
Ne yapar eder kendinizi davet ettirirsiniz. Yer içersiniz de aklınıza ''ben de beklerim'' demek gelmez. Balkonunuzda kahvaltı ederken size selam veren bir tanıdığınıza ''buyrun birlikte kahvaltı yapalım'' diyecek inceliğiniz yoktur sizin. İncelik bir yana, ödünüz kopar gelir de bir fincan çayınızı içer diye ama siz böyle bir daveti hiç geri çevirmezsiniz. İhtiyacınız olsa bu kadar batmazdı asalakça davranışlarınız. Gerçi onurlu insan ihtiyacı olsa bile yapamaz sizin yaptıklarınızı. Öylesine sıkıldım ki bu tür davranışlarınızdan, sizleri yakınımda görmek istemiyorum. Sizleri yedirip içirmektense sokaktaki hayvanları doyururum. Öylesine içten ve minnetle bakıyorlar ki gözlerimin içine. Üstelik tok oldukları zaman yemiyorlar bile.
Sınav Rezaleti
Rezil eğitim sistemimizin baş belası sınavlar hayatın her alanında uygulanıyor ülkemizde. İnsanların yaşamını belirleyecek türde önemli bazıları. İnsanların ileri eğitim alıp alamayacakları, alanlarıı, meslekleri, kadro alıp alamıyacakları, sürücü olup olamayacakları sınavlarla belirleniyor. Adam gibi, layıkı ile uygulansa amenna. İşte son yaşananlar. Koca koca sorumlu kuruluşlar ve kariyer sahibi kişiler, utançlarını itiraf etseler de etmeseler de koca bir ayıp ve ders alınması gereken bir durum söz konusu. Çünkü uyanıkların ve çıkar elde edenlerin kat kat fazlası mağdurlar var. Utanın ve düzeltin yanlışlarınızı. Yaz boz tahtası yaptığınız eğitim sistemini çağdaş ve adaletli bir sisteme dönüştürmek için ne gerekiyorsa yapın. Politik hesaplarla oraya gelmiş olanları değil, yeterli donanıma sahip insanları bakan olarak görmek istiyoruz. Gerçi bu zihniyetin donanımlısı da milletin hayrına değil başka amaçların hayrına çalışır ama mevcut olanlar olabileceklerin en kötüsü..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
