25 Ocak 2012 Çarşamba
Komşuluklar
Günümüzde dostluklardan, arkadaşlıklardan da önce tavsıyan bir kavram var : Komşuluk.
Çocukluk anılarımızda kalan komşuluk ilişkilerini yaşamak hemen hemen olanaksız. Belki hala sürdürebilenler olabilir ama azınlıkta olduklarını tahmin ediyorum. Komşuluk ilişkileri genelde asgari düzeyde ve geleneksellikten uzak. Bu durumu oluşturan nedenler hakkında az çok herkesin bilgisi ya da fikri var. Gerçekten de günümüz koşullarında böyle olması daha mantıklı gibi ama anılarda kalan akrabadan yakın komşular, onlarla yaşanan dayanışma, sevgi saygı özleniyor. Bizden sonra gelenler bu tür ilişkileri hiç bilmedikleri için eksikliğini duymayacaklardır ama ben özlüyorum o güzel komşulukları.
Hatta bir süre önce izlediğim bloglardan ikisinin yazarları birbirlerine ''komşu'' diye hitap edince, önce gerçekten komşu hanımlar olduklarını düşündüm. Sonra farklı şehirlerden yazdıklarını görüp birine sordum, komşuluğunuz oldu mu? diye.. Yokmuş, ancak birbirlerine duydukları sempati, benzer hayat tarzları nedeniyle ''keşke komşu olsaydık , neyse ki blog komşusuyuz'' diyerek böyle hoş bir hitap şekli oluşturmuşlar. Geçen gün yazılarını okurken ben de kendimi komşulardan biri gibi hissettim. Gerçi bloglarımızın içeriği farklı ama zaten eski komşuluklarda da farklı özellikte insanlar gayet güzel komşuluklar yaşayabiliyordu. Ben de bu becerikli ve kültürlü hanımların elinden iş gelmeyen yeni komşuları olayım dedim.
Belki diğer blog yazarlarından da yeni komşular katılır, böylelikle reel yaşamda eksikliğini duyduğumuz güzel komşulukları sanal ortamda ucundan kıyısından yaşar, kahve sohbetleri falan yaparız..
24 Ocak 2012 Salı
Sanatçı : Rune Thorstein
23 Ocak 2012 Pazartesi
Ya tarih olursun, ya da cesur olup tarihi sen yazarsın!
Hülya Avşar, tuvalet kağıdı reklamnda "Ya tarih olursun ya da cesur olup tarih yazarsın!"diyerek kağıt rulosunu tak diye masanın üzerine bırakıyor.
Helal olsun sana Hülya, güzel kadınsın, daha da önemlisi akıllı kadınsın. Para gelecek konularda gerekeni yapıyorsun. Yoksa o malum yerde malum işi yaparken tarih yazılmayacağını çok iyi biliyorsun. Senin dünyandaki insanların bazılarının yaşadığı acı sonları düşününce, iş işten geçmeden işi kotarmanı takdir ediyorum.
20 Ocak 2012 Cuma
Sanatçı:Oleg Shuplyak
Etiketler:
Çağdaş Resim,
Resim Sanatı,
Yaşayan Sanatçılar
18 Ocak 2012 Çarşamba
Sanatçı: Daniel F. Gerhartz
16 Ocak 2012 Pazartesi
Şeytan diyor ki
Nicedir bu sayfa kültür sanat ağırlıklı bir bloğa dönüştü.
Oysa yaşamın yürek burkan ironisini yansıtabilmekti amacım. Hani hep bilinir ya, yalanı, dolanı, iki yüzlülüğü yapanlar değil de dile getirenler antipatik bulunur, diğerleri eğer iyi oyuncuysa bir şekilde kurtarırlar durumu, hatta yandaş bile bulurlar.
Yine de bir yerlerde dile getirmeli deyip başlamıştım yazmaya.
İronik bir ad takmıştım bu yüzden bu bloğa, aslında şeytanla işim olmasa da... Öyle ya; diğer tarafı sahiplenenler en doğru, en dürüst oldukları iddiası ile her türlü aldatmacayı, yolsuzluğu gözümüzün içine baka baka yapadururken, gerçekten doğruyu savunanlar da şeytanın söylediklerini aktaranlar olarak algılanıyordu, ne acı.. Olsun bakalım, şeytan söyletmiş olsun, yine de yazayım bunları dedim de çıktım yola..Ama ne oldu; baktım ki kendin söyle kendin işit durumları.. Yani kör bir kuyuya bağıran ya da uzaya sessiz çığlıklar gönderen biri halleri.. Vaz geçtim yazmaktan.. Blog başlığı hatıra kaldı..
Tanıtım yazımı bile değiştirdim.Yaralı ruhumuzu sanatla sağaltalım dedim ben de.. Fena da olmadı.
Neyse, arızalı insan, bozuk düzen halleri pek de yadsınmazken toplumumuzda, yine de zaman zaman hazımsızlıklarım depreşiyor, sabır taşı çatırdıyor.
İnsanın insana yaptıkları zaten ortada. Bir de şu savunmasız hayvanlara reva görülenler yok mu; şeytanı kımıl kımıl kımıldatıyor. ''Bak işte'' diyor.. Sabır taşısın belki ama neler oluyor hala susuyorsun diye sırıtıyor pis pis..
Günlerdir izliyorum, Bolu hayvan barınağındaki içler acısı durumu. Nedenlerini, yanlışları, doğruları konuşmayacağım. Birazcık aklı ve vicdanı olan herkes ters giden bir şeyler olduğunu anlar zaten. Anlamayan da anlamak istemiyordur.
Bugün beni delirten belediye başkanı zat-ı muhteremin canlı yayına tel. ile bağlanarak tamamen savunma içgüdüsü ile yaptığı, konuştukça da battığı konuşmaydı. Belli ki aldığı tepkiler yüzünden çok rahatsız olmuş ama bu rahatsızlığını gidermek için, olumsuzlukları kabullenip, giderilmesi için çabalayacağına konuya el atan, koşulları düzeltmek için işbirliği öneren Haytap'ı hedef seçmiş kendine.. ''Abartılıyor, buradaki şartlar çok kötü değil, Haytap şov yapıyor'' diyor. Peki o karların üzerinde yatan zincirli ölü hayvanlar nedir? O koşullarda bir gece geçirseydin neler hissederdin sayın başkan?
Haytap sözcüsü ne gerekiyorsa medeni bir dille söyledi ama dinleyen kim.. Zavallı hayvanlar için içim yana yana ''ne yapabiliriz? '' diye düşünmekten kafamı patlatırken, bu zihniyetteki insanların yetkili konumlarda olmaları tam bir handikap.. Şeytan diyor ki....
Ama asıl sorun o zavallı hayvancıkların durumu.. Madem ki az da olsa bu konuları önemseyen, yaşam hakkına saygı duyan insanlar var, Haytap gibi, gönüllü esası ile bu yola baş koymuş bir kuruluş var, bizlere düşen birlik olup, elimizden ne geliyorsa, karınca kararınca destek olmak. Sağ olsunlar, yol gösteriyorlar zaten. Nasıl yardımcı olabileceğimizi anlatmışlar uzun uzun.
Aşağıdaki yazıya Twitter'da rastladım. Daha sonra bir başka blogda paylaşıldığını gördüm. Ben de aynen paylaşıyorum;
''Akşamdan sabaha kadar Bolu barınağındaki içler acısı durumu konuştuk. Tweetler attık, paylaşımlar yaptık. O köpekleri o şekilde donarak ölüme terk eden yetkililere lanet okuduk. Bunlar kamuoyunda konuya dair hassasiyet oluştuğunu göstermek ve ağzı dili olmayan hayvanların sesi olmak adına çok güzeldi, anlamlıydı.
Ancak yeter mi? Maalesef hayır. Asıl mücadele şimdi başlıyor. Konuştuğumuz, söylediğimiz her şey onlara yardım edersek anlam kazanacak. Öncelikle yapılması gereken barınaktaki gönüllülerin ihtiyaç listesini karşılamak.
Bu soğukta beton üstünde, açıkta yatan hayvanlar için KULUBE başta olmak üzere,
BATTANİYE (Eski halılarınız, kilimleriniz, çarşaf, yorgan vs. de olur.)
KARTON- GAZETE
TAHTA PALET
VE
MAMA GEREKLİDİR.
Bu ihtiyaçları karşılayabilecek durumda olanlar HAYTAP gönüllülerine 507 510 23 30 nolu numaradan ulaşabilirler. Bu numaranın bilgi almak ya da soru sormak için meşgul edilmemesi çok önemli. Tüm gelişmeler zaten kamuoyuyla paylaşılıyor.
Bunları temin edip göndermek için müsait olmayanlar ise HAYTAP veya HAÇİKO'ya para yardımında bulunabilirler.
HAYTAP bağış: http://www.haytap.org/index.php/200903041747/site-yardimci-sayfalar/bagislariniz-icin-haytap-banka-hesap-bilgileri
HAÇİKO bağış: http://www.haciko.org/bagislariniz-icin
Lütfen söylemlerimizi eylemlerimiz ile destekleyelim. En azından karton ve gazete gönderebiliriz dostlarımız için. Dün geceden beri soğuk ve kar demeden çalışan gönüllülerimizin işlerini kolaylaştıralım. Can dostlarımızı yalnız bırakmayalım.
En önemlisi de kendi bölgemizdeki barınakları ziyaret edelim. Kışın en yoğun yaşandığı bugünlerde onların ne durumda olduğunu bilmemiz çok önemli. Kısıtlı sayıda gönüllüyle HAYTAP her yeri, her an kontrol edemiyor. Lütfen onlara yardımcı olalım. Bir sıkıntı varsa Twitter aracılığı ile ulaşıp, bildirelim.''
Oysa yaşamın yürek burkan ironisini yansıtabilmekti amacım. Hani hep bilinir ya, yalanı, dolanı, iki yüzlülüğü yapanlar değil de dile getirenler antipatik bulunur, diğerleri eğer iyi oyuncuysa bir şekilde kurtarırlar durumu, hatta yandaş bile bulurlar.
Yine de bir yerlerde dile getirmeli deyip başlamıştım yazmaya.
İronik bir ad takmıştım bu yüzden bu bloğa, aslında şeytanla işim olmasa da... Öyle ya; diğer tarafı sahiplenenler en doğru, en dürüst oldukları iddiası ile her türlü aldatmacayı, yolsuzluğu gözümüzün içine baka baka yapadururken, gerçekten doğruyu savunanlar da şeytanın söylediklerini aktaranlar olarak algılanıyordu, ne acı.. Olsun bakalım, şeytan söyletmiş olsun, yine de yazayım bunları dedim de çıktım yola..Ama ne oldu; baktım ki kendin söyle kendin işit durumları.. Yani kör bir kuyuya bağıran ya da uzaya sessiz çığlıklar gönderen biri halleri.. Vaz geçtim yazmaktan.. Blog başlığı hatıra kaldı..
Tanıtım yazımı bile değiştirdim.Yaralı ruhumuzu sanatla sağaltalım dedim ben de.. Fena da olmadı.
Neyse, arızalı insan, bozuk düzen halleri pek de yadsınmazken toplumumuzda, yine de zaman zaman hazımsızlıklarım depreşiyor, sabır taşı çatırdıyor.
İnsanın insana yaptıkları zaten ortada. Bir de şu savunmasız hayvanlara reva görülenler yok mu; şeytanı kımıl kımıl kımıldatıyor. ''Bak işte'' diyor.. Sabır taşısın belki ama neler oluyor hala susuyorsun diye sırıtıyor pis pis..
Günlerdir izliyorum, Bolu hayvan barınağındaki içler acısı durumu. Nedenlerini, yanlışları, doğruları konuşmayacağım. Birazcık aklı ve vicdanı olan herkes ters giden bir şeyler olduğunu anlar zaten. Anlamayan da anlamak istemiyordur.
Bugün beni delirten belediye başkanı zat-ı muhteremin canlı yayına tel. ile bağlanarak tamamen savunma içgüdüsü ile yaptığı, konuştukça da battığı konuşmaydı. Belli ki aldığı tepkiler yüzünden çok rahatsız olmuş ama bu rahatsızlığını gidermek için, olumsuzlukları kabullenip, giderilmesi için çabalayacağına konuya el atan, koşulları düzeltmek için işbirliği öneren Haytap'ı hedef seçmiş kendine.. ''Abartılıyor, buradaki şartlar çok kötü değil, Haytap şov yapıyor'' diyor. Peki o karların üzerinde yatan zincirli ölü hayvanlar nedir? O koşullarda bir gece geçirseydin neler hissederdin sayın başkan?
Haytap sözcüsü ne gerekiyorsa medeni bir dille söyledi ama dinleyen kim.. Zavallı hayvanlar için içim yana yana ''ne yapabiliriz? '' diye düşünmekten kafamı patlatırken, bu zihniyetteki insanların yetkili konumlarda olmaları tam bir handikap.. Şeytan diyor ki....
Ama asıl sorun o zavallı hayvancıkların durumu.. Madem ki az da olsa bu konuları önemseyen, yaşam hakkına saygı duyan insanlar var, Haytap gibi, gönüllü esası ile bu yola baş koymuş bir kuruluş var, bizlere düşen birlik olup, elimizden ne geliyorsa, karınca kararınca destek olmak. Sağ olsunlar, yol gösteriyorlar zaten. Nasıl yardımcı olabileceğimizi anlatmışlar uzun uzun.
Aşağıdaki yazıya Twitter'da rastladım. Daha sonra bir başka blogda paylaşıldığını gördüm. Ben de aynen paylaşıyorum;
''Akşamdan sabaha kadar Bolu barınağındaki içler acısı durumu konuştuk. Tweetler attık, paylaşımlar yaptık. O köpekleri o şekilde donarak ölüme terk eden yetkililere lanet okuduk. Bunlar kamuoyunda konuya dair hassasiyet oluştuğunu göstermek ve ağzı dili olmayan hayvanların sesi olmak adına çok güzeldi, anlamlıydı.
Ancak yeter mi? Maalesef hayır. Asıl mücadele şimdi başlıyor. Konuştuğumuz, söylediğimiz her şey onlara yardım edersek anlam kazanacak. Öncelikle yapılması gereken barınaktaki gönüllülerin ihtiyaç listesini karşılamak.
Bu soğukta beton üstünde, açıkta yatan hayvanlar için KULUBE başta olmak üzere,
BATTANİYE (Eski halılarınız, kilimleriniz, çarşaf, yorgan vs. de olur.)
KARTON- GAZETE
TAHTA PALET
VE
MAMA GEREKLİDİR.
Bu ihtiyaçları karşılayabilecek durumda olanlar HAYTAP gönüllülerine 507 510 23 30 nolu numaradan ulaşabilirler. Bu numaranın bilgi almak ya da soru sormak için meşgul edilmemesi çok önemli. Tüm gelişmeler zaten kamuoyuyla paylaşılıyor.
Bunları temin edip göndermek için müsait olmayanlar ise HAYTAP veya HAÇİKO'ya para yardımında bulunabilirler.
HAYTAP bağış: http://www.haytap.org/index.php/200903041747/site-yardimci-sayfalar/bagislariniz-icin-haytap-banka-hesap-bilgileri
HAÇİKO bağış: http://www.haciko.org/bagislariniz-icin
Lütfen söylemlerimizi eylemlerimiz ile destekleyelim. En azından karton ve gazete gönderebiliriz dostlarımız için. Dün geceden beri soğuk ve kar demeden çalışan gönüllülerimizin işlerini kolaylaştıralım. Can dostlarımızı yalnız bırakmayalım.
En önemlisi de kendi bölgemizdeki barınakları ziyaret edelim. Kışın en yoğun yaşandığı bugünlerde onların ne durumda olduğunu bilmemiz çok önemli. Kısıtlı sayıda gönüllüyle HAYTAP her yeri, her an kontrol edemiyor. Lütfen onlara yardımcı olalım. Bir sıkıntı varsa Twitter aracılığı ile ulaşıp, bildirelim.''
Etiketler:
Hayvan Hakları,
Sokak Hayvanları
Bolu Barınağı'ndaki hayvanların yürek paralayan dramı!!
Begonvilli Ev'in yazarının ricası üzerine paylaşıyorum; ayrıca daha sonra konu ile ilgili görüşlerimi ''şeytanın yaz dediği'' uslubu ile paylaşacağım.
Dikkat! Lütfen Paylaşın!!!! Onların Sessiz Çığlığı Olun!
16 Ocak Saat 15'de HaberTürk TV canlı yayınında Bolu Bakımevi konusunu ele alınıyor!.
Etiketler:
Hayvan Hakları,
Sokak Hayvanları
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
































