27 Şubat 2011 Pazar

Sevgili Komşum Sarah

Sarah elindeki  demliği bahçesindeki  musluktan doldurup içindeki  çay yaprağı kalıntılarını  soğuttuktan  sonra tomurcukluklarla   dolu sardunyaların  dibine özenle  döktü. Bir  kaç  sararmış  yaprağı  koparıp çöpe  attı  ve ''Günaydııın!'' diyerek bana  el  salladı. Hanımellerinin enfes  kokusu  eşliğinde kahvemi  yudumlarken  gülümseyerek  komşumu  izliyordum  bahçemden. Köpeğim ''izin  ver  gideyim  yanına '' der  gibi  bakıyordu. Ben  hadi  git, Sarah  sevsin  seni'' der  demez fırladı. Bahçe  kapısını  açmamdan  bir  kaç  saniye  sonra Sarah'nın  önünde  başını  uzatmış  sevmesini  bekliyordu. Sonra  da Sarah'nın  köpeği Scarlet'le oynuyorlardı yoruluncaya  dek.


Amerikalı  komşum  çay  keyfi  yapmış,  bense üzerine sıcak  su  dökülmüş granül  kahveyle  uyanmaya  çalışıyordum.  Bu  bir tezattı  aslında. Çayı  sevmediğimden  değil,  kolay  gelmişti güne  kahve  ile  başlamak. ''İşlerini  bitirince bana  gel, çay  içer sohbet  ederiz''  dedi.  Sarah'yı sıkı bir  çay  tiryakisi  yaptığımızı düşündüm.  Tıpkı  evde  terlik  giymeyi,  alışveriş yaparken pazarlık  etmeyi, pişirdiği  ilginç yemeklerden, elmalı  turtalardan  bir  tabağa  koyup  komşuya vermeyi  öğrendiği  gibi,  çay  demlemeyi  ve verandada çay  keyfi  yapmayı  da  öğrenmişti yıllardır. İnce  belli çay  bardakları ile içilen  çaylar, nefis  turtaları ve yöresel  kahvaltılıkları  içeren  kahvaltı  tabakları  eşliğinde  olursa, sahilde  başlayıp  dağ  yoluna  tırmanılan,  biraz  dinlenilip  dönülen  uzun  bir  yürüyüşle sona  eriyordu.  Köpeklerimiz  de  bize  eşlik  ediyordu  bu  yürüyüşte.
Bu  günkü çay  keyfimizde biraz  babasını   anlatmasını isteyecektim. Çocukluğunda  annesinden  yana  nasıl  yaralı  olduğunu  biliyordum  ama  babasının  da  bunda  payı  olduğunu  sezmiştim. Babasından  söz  ederken,  biraz  öfke,  biraz  acıma  duyguları hissedilse de  onu  sevdiği  anlaşılıyordu. Kitabında  mutlaka  ilerliyordu;  bir  haftadır  yeni  bir  bölümden  söz  etmemişti  ama  akşamları  yazdığını  biliyordum.. Belli  ki  bu  gün bana yeni  bir  bölümün  taslağını  okuyacaktı.


Bunları  sizlerle  paylaşırken  aklıma  şöyle  bir  şey geldi:
Belki  de dünyada  ilk  olarak  yazılmakta  olan bir  kitabı ve kitabın baş  kişisini  anlatan  ikinci  bir biyografi  kitabı  oluşuyor. Şu  an  olduğu  gibi zaman  zaman  güncel  durumuları  da  yazdığım  için asıl  kitaptan  günümüze  açılan  bir  kapı  oluyor  bu  anlattıklarım. Aslında  kitap olacağını  sanmıyorum  yazdıklarımın  ama seviyorum  yazmayı..

2 yorum:

Sittirella dedi ki...

Harika yazıyorsun.
Gerçekten bir ilk olacak gibi görünüyor :)
Kaldı ki şöyle de bir durum var; belki Sarah tamamıyla hayal, senin kurgu kahramanın ve asıl kitap senin yazdığın :)
Teşekkürler.

Şeytanın ''Yaz'' Dedikleri dedi ki...

Oooo, bu çok güzel:) Keşke bir kitabı kurgusal olarak doldurabilecek kadar donanımlı olabilsem. Sarah Lou izin verdiği sürece yazalım bakalım, bu iş nereye varacak. Ayrıca kendisini dört aydır görmüyorum. Bunlar yazdan kalan kırıntılar. Sadece e-posta ve messenger ile iletişimimiz var. Dua edelim de yazlık kiraları fırlamasın, yeniden komşu olabileyim Sarah Lou ile.